Yıllar süren ve sancılı bilinçlendirme çabalarının sonunda iklim değişikliğinin bir hikaye olmadığını, ve tetikleyicisinin de atmosferdeki başta karbondioksit olmak üzere sera gazları olduğunu kabul eden bir dünyada yaşıyoruz artık. Ya da en azından inkar edenlere ‘cahil’, ‘kötü niyetli’ gibi yakıştırmaların yapıldığı bir dünyada. Bir sonraki aşama ise bu durum karşısında yapabileceklerimizin konuşulması, tartışılması, karşılaştırılması, ve en önemlisi yapılması.

 

Yerküre’de karbon elementinin belli başlı depolanma alanları ve bunlar arasındaki hareketleri. Birimler GigaTon cinsinden. Kaynak: Anadolu Meraları

Büyük resme bakalım. Atmosferde bir bela rolüne bürünmüş fazladan karbondioksitimiz var. Yoktan var olunmayan, vardan yok olunmayan bir fiziksel gerçeklik içinde bu gazın nereden geldiğini ve nereye gidebileceğini anlamak çok işimize yarayacak. Ani artış trendinin başını, yani 1800’lü yılları referans alırsak 300ppm’den 400ppm’e bir yükseliş ve bunun yarattığı felaket senaryoları söz konusu. Yukarıda görülen şemadaki rakamları kullanarak görebileceğimiz üzere bu değerler atmosferde toplam 200 GigaTon karbon fazlalığına denk geliyor. Rakamlar küresel ölçeğe çıktığında beynimizin muhakeme kabiliyeti maalesef azalıyor, diğer dev rakamlar ile karşılaştırma yapmak dışında pek bir şansımız yok. Bakalım bu fazladan 200 GigaTon Dünya karbon döngüsünde yaklaşık neye karşılık geliyor:

  • Okyanus karbon rezervinin 200’de 1’ine
  • Yerküre karbon rezervinin 60’da 1’ine
  • Toprak karbon rezervinin 11’de 1’ine
  • Canlı bitkilerde bulunan rezervin 3’te 1’ine
  • Her yıl fotosentez yoluyla havadan çekilen karbona denk
  • Her yıl solunum yoluyla havaya salınan karbona denk
  • İnsan eliyle her yıl atmosfere salınan karbonun 11 katına

Bu karşılaştırmalar aynı zamanda bize çıkış yolları da göstermekte. Örneğin okyanuslardaki karbon miktarını kalıcı olarak 200’de 1 oranında artırmayı başarırsak atmosferdeki fazlalık karbonun tamamından kurtulmuş oluruz. Benzer bir şekilde toprak katmanındaki karbon (organik madde) miktarını 11’de 1 oranında arttırmayı başarırsak da.

Biz Anadolu Meraları olarak işin toprak ayağındayız. Bitkilerin zaten her sene düzenli bir şekilde havadan çektikleri karbon’un bir kısmının toprağa gömülmesi önünde insan dışında hiç bir engel yok. Erişimi zor teknolojiler gerektirmiyor, yeni teknolojilerin keşfine bağlı değil, masraflı değil aksine para kazandırıcı.

İklim İçin Forumu‘nda da ayrıntılı bir şekilde bahsettiğimiz yöntem ‘Onarıcı Tarım’. Karbondioksit ve iklim ile ilgili ana hatlarını şu şekilde özetleyebiliriz:

Toprak sağlığını ve verimliliğini sürekli arttırmak. Çözüm tekniğinden bağımsız olarak bu çabanın hizmet ettiği bir çok unsur var. Öncelikle direk olarak yapılan üretiminin ekonomik olarak gittikçe daha başarılı ve cazip bir hal almasını, üretilen gıdanın daha lezzetli, zehirsiz ve sağlıklı olmasını sağlıyor. Toprak sağlığını ise içindeki organik madde miktarı ile doğrudan ilintili olduğu için ‘yan etki’ olarak da havada bize felaket getiren karbondioksiti toprağın içine bereket olarak gömmek.

Uygulama arazimizde sürdürdüğümüz hayvansal üretimin toprağa ve dünyaya katkısını bu açıdan da değerlendirebilmek için düzenli toprak analizleri yapıyoruz. İşte ilk sonuçlarımız:

 

 

Toprak örneği alma, analiz, ve sonrasındaki hesaplama yöntemlerinin teknik ayrıntılarını bir sonraki yazımızda paylaşacağız. Toprağa niçin karbon gömüyoruz sorusunun cevabı ise bu hesaplamaların sonuçlarında. İlk 1 yıl içerisinde:

  • Üst topraktaki organik madde miktarını %0,6 arttırdık.
  • Toprağın 1 metrelik kısmında organik madde miktarını ortalama %0,4 arttırdık.
  • Toprağın 1 metre kısmına dekar başına 2,6 ton karbon gömdük.
  • Toplam 200 dekar uygulama arazimizde toprağa 520 ton karbon (1900 ton karbondioksite karşılık gelen) gömdük.
  • Bu şekilde Türkiye’de yaşayan yaklaşık 320 kişinin sera gazı salımını sıfırlamış olduk.
Pin It

Yorum Yapın