Onarıcı Tarım (ingilizce: Regenerative Agriculture), insan için gıda üretirken ekosistemleri, toprak ve su varlıklarını, her türlü canlı çeşitliliğini korumanın ötesinde iyileştiren her türlü teknik, yöntem, uygulama ve araştırmayı kapsayan geniş bir yelpaze.

Onarıcı Tarım aynı zamanda bir “paradigma değişimi”: İnsanın insan-dışı doğayla ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiyi gözden geçiren, sürecin tohumdan sofraya bütün aşamalarına radikal boyutta yenilikler getiren, tarımın binlerce yıllık mirasına uygun bir şekilde yenilik, dönüşüm ve bilgi paylaşımını merkeze alan bir anlayış.

Tarım bugüne kadar insanlığın gezegenin omuzlarına yüklediği en ağır yük ve verdiği en büyük zarar oldu. 1950'lerde Yeşil Devrim adı verilen kimyasal gübre ve tarım zehirlerinin kullanılmasına başlamadan çok önce, insanlık ilk pulluk/sabanı icat ettiğinde başlamış bir “zarar”dı söz konusu olan. Yeşil Devrim bu zararın boyutlarını ve alanını genişletti. Örneğin, tarım ve medeniyetin de başlangıcı olan “Bereketli Hilal”, birkaç bin yıl yapılan “doğal” tarım sonunda M.Ö. bin yıllarına yaklaşıldığında su kaynakları kısıtlı, düşük verimli ve hızla çölleşen bir bölge olmuştu. Dünyanın “insan ürünü” bir çok çölü de bu örneklere katılabilir; bugün Sahra Çölü dediğimiz bölgenin bereketli bir havzadan çöle dönüşmesinde insanın tarımsal faaliyetlerinin oynadığı rolün ne denli etkin olduğu artık biliniyor.

Ama aynı “insan”, yine binlerce yıldan beri farklı onarıcı tarım yöntemleri buldu, geliştirdi ve uyguladı: Bugün “doğal alanlar” olarak tanımlanan müthiş bereketliliğe sahip bir çok alanın, dönemin insan ve medeniyetlerinin “onarıcı” yöntemleriyle bu hale geldiği, yani insan etkisiyle dönüştüğünü artık biliyoruz: Amazonlar'daki terra preta uygulamaları, Kuzey Amerika'daki devasa gıda ormanları, Avustralya kıtasında yangın eliyle dönüştürülüp yeniden yaratılmış ormanlar buna örnek. 

Bugün itibariyle içinde bulunduğumuz ve ülkeden ülkeye, havzadan havzaya, köyden köye, hatta haneden haneye değişen şartlar içinde de Onarıcı Tarım, insanlığın gıda üretim, paylaşım ve erişim serüveninin geldiği son noktayı işaret ediyor: Dirençli, besleyici, güvenli, şifalı, adil, düşük maliyetli bir gıda üretimini mümkün kılmak – bir yandan da doğayı korumanın da ötesinde onararak!

Onarıcı Tarım, yöntemleri, paradigması ve yayılış/gelişme şekilleri itibariyle “açık kaynak” bilgisayar programcılığına çok benzer. Bilgiye erişim felsefesiyle başlayan ve en bilinen örnekleri Linux işletim sistemleri olan bu hareketteki gibi Onarıcı Tarım da, belgelendirme, kayıt tutma ve birbirinden öğrendikleri yöntemleri deneme yoluyla iyileştirip, sonuçları paylaşma şiarıyla hareket eden, esasında güçlü bir toplumsal harekettir.

Onarıcı Tarım uygulayıcılarının kullandığı bir “alet çantası” benzetmesi vardır: Özellikle son 30 yılda ortaya çıkmış ve yine özellikle son 10 yılda, internetin de yardımıyla hızla yaygınlaşmış yöntem ve teknikler “modüler” bir yapıda, farklı amaçlarla kullanılır. Bütüncül Yönetim de Onarıcı Tarım alet çantasının içindeki temel araçlardan biridir: Karar alma, kısa ve uzun vadeli strateji oluşturma ve planlama, finansal planlama ve uygulama ve (hayvancılık varsa) otlama planlaması çoğunlukla Bütüncül Yönetim çerçevesi kullanarak yapılır. Bütüncül Yönetim ayrıca ekolojik gözlem ve arazi planlaması amaçlı da kullanılır.

Bütüncül Yönetim, “eski çiftçiler” arasında en fazla rağbet gören Onarıcı Tarım araçlarından biri. Bunun nedeni son derece somut çıktılı, sonuca dayalı, pratikle teoriyi birleştiren ve “uygulanabilir” bir çerçeve çizmesi, çiftçilerin gerçekten sorduğu sorulara cevaplar öneriyor olması. Bütüncül Yönetim her ölçekte uygulanabilir olması nedeniyle büyük arazilerde de rağbet görüyor, bu nedenle dünyanın arazi miktarı anlamında da en yaygın Onarıcı Tarım yöntemlerinin başında geliyor: Savory Enstitüsü'nün envanter çalışması henüz tamamlanmadı ancak dünya genelinde 10 milyon hektardan fazla alanda Bütüncül Yönetim uygulandığı tahmin ediliyor. Amaç, 2020 yılı itibariyle bunu 1 milyar hektara çıkarmak.