Beslenme konusu, sadece karnımız acıktığında başvurduğumuz gıda maddeleri ile sınırlı değildir. Beslenme sistemik (ağız, mide, barsak) düzeyin yanısıra büyük oranda hücresel düzeyde gerçekleşen bir süreçtir. 

Beslenme, canlı bedeninin sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi için gereken maddeleri bünyesine yeterli miktarda alması, yüksek verimlilikle işleyebilmesi ve atıkları maksimum düzeyde tahliye edebilmesi süreçlerinin tamamını kapsar. 

Üzerine sayfalarca makale, kitap yazılan ve her gün yeni şeyler öğrendiğimiz bu konuya Anadolu Meraları’nın yaklaşımı şu ilkeler üzerine kuruludur: 

 

BÜTÜNCÜLLÜK İLKESİ: Gıda üretiminde doğayı örnek alma 

Gıda üretiminde kullanılan temel kaynak ve araçların sahibi sadece insanın kendisi değil,  insan dışı doğadır. İnsanın ihtiyacını karşılamak için parçası olduğu doğanın yol göstericiliği dışında bir araca ihtiyacı yoktur. Doğanın işleyiş kuralları ve örüntülerine uygun üretim yapmak mümkündür ve en bereketli yöntem budur. Yaşadığımız çağda bu kaynaklar aşırı ve kötü kullanım nedeniyle tükenmekte, kirlenmekte ve geri dönüşsüz şekilde bozulmaktadır. Bu nedenle üretim süreçlerine onarıcı mekanizmaları entegre etmek gerekmektedir. Ki bu mekanizmaların da anahtarı doğadadır, zira doğa kendini sürekli onarmaktadır. 

İnsanın buradaki rolü, doğanın işleyişini kavramaya çalışmak, bu işleyişi ihtiyaç ve imkanları oranında üretime yönlendirmek, bu üretim sırasında sürece katılan bütün ögelerin paylarını da ayırmak ve bu çaba sırasında ortaya çıkan bereketten kendine düşen payı almaktır. 

Bu uyum ilkesinden uzaklaşan her üretim şekli, eninde sonunda kaynağını tüketeceğinden sürdürülebilir değildir, insan dışı doğaya zarar veren bir uygulama ile üretilen bir ürün kaçınılmaz olarak tüketildiği bünyede de, görünür olmasa dahi, benzer bir tahribat yaratır.  

Bütüncül Yönetim ve Onarıcı Tarım bereketli bir üretimin en yüksek performansla gerçekleşmesini sağlar. Anadolu Meraları hem pratikte hem de teoride Bütüncül Yönetim ve Onarıcı Tarım konularında çok çeşitli uygulamaları bizzat gerçekleştirmekte, denemeler yapmakta, benzer çalışmalar yapanlarla işbirliği yapmakta ve oluşan bilgiyi paylaşmaktadır. 

 

TAMLIK İLKESİ: Besleyicilik Değeri 

Doğa’daki besin ağı içinde maddeler sürekli olarak yıkım ve yapım mekanizmaları ile bir ögeden diğerine taşınmakta ve büyük resimde beslenme bu şekilde sağlanmaktadır. 

İnsan bedeni de doğanın minyatür bir örneği, adeta bir simülasyonudur. Bünyesine aldığı karmaşık yapıdaki gıdaları yıkım süreçleri ile hücre içinde moleküler düzeyde parçalar, daha sonra da ihtiyaç duyduğu karmaşık maddelere dönüştürür. Gıdaların içinde bulunan mineral, protein, vitamin, iz elementler gibi karmaşık moleküller yeter miktarda ve uygun kompozisyonda bulunduğunda vücut kendisi için gerekli maddeleri zorlanmadan üretebilir, fazlasını bertaraf ya da tahliye etmek için uğraşmaz. 

Onarıcı Tarım ilkelerine göre üretilen gıdalarda yapılan araştırmalar, otla beslenen hayvanlarda tohumla beslenen hayvanlara oranla temel vitamin (A,E,B), mineral ve temel ve iz elementlerin (K, Fe, Zn, P, Na, Ca, Se) miktarlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Vücut sağlığı açısından kritik öneme sahip Omega 6 / Omega 3 oranındaki hassas dengenin de otla beslenen hayvanların etinde sağlık lehine işlediği gözleniyor. 

 

DÖNGÜSELLİK İLKESİ: Mevsiminde üretilen ve doğru saklanan gıdalar

Tıpkı doğanın döngüleri gibi insan bedeninin de ihtiyaçları mevsimlere göre değişmektedir. Bu nedenle gıda içindeki besin maddelerini bir vitamin hapındaki gibi standart hale getirmemiz mümkün değildir.  

Doğala en yakın şekilde üretilen gıdalarda yapılan çalışmalar, bu gıdaların içeriğinde bedenimizin yapıtaşı olarak kullandığı maddelerin en uygun miktar ve bileşimde bir araya geldiğini, zamansal olarak da değiştiğini gösteriyor. Tıpkı insan bedeninin mevsimsel olarak ihtiyaçlarının değişmesi gibi. 

Gıda saklama tekniklerinde de benzer bir yaklaşımı öneriyoruz. Mevsiminde üretilmiş hammaddelerin mümkün olduğu kadar saf hallerine en yakın şekilde ve doğal yollarla (doğal maya ile fermentasyon, günkurusu, tuzlama gibi) minimum müdahale* ile dönüştürülerek tüketilmesi gıdanın üretildiği zaman sahip olduğu besleyici özelliklerinin korunmasını hatta değer kazanmasını sağlamaktadır.  

*Saklanan gıdaların içinde, dışarıdan verilen güneş ve insan gücü enerjisi dışındaki enerjinin minimum ve doğal sınırlar içinde olduğu üretim biçimi

 

AKILLI SİNDİRİM SİSTEMİ İLKESİ: Beslenme alışkanlıkları 

Aldığımız besin maddelerinin vücut içinde maksimum performansla kullanılabilmesi için yemek haline gelirken geçirdiği pişirme öncesi saklama, hazırlama ve pişirme tekniklerinin de doğru şekilde gerçekleşmesi gerekir. Bu aşamadan sonra gelen yemek yeme ise başlı başına bir sağlık konusudur. Lokmaların büyüklüğü ve çiğneme hızından tutun da, yan yana yenmesi gerekenler, sırası ile yenmesi gerekenler, yemeden önce ve yedikten sonra yapılması ve yapılmaması gerekenlere kadar uzun bir liste var önümüzde. Yanı sıra, gezegenimizin karşı karşıya olduğu ekolojik kriz nedeniyle felsefi boyutta da değişik hassasiyetler ortaya çıkıyor. Vegan beslenme, organik gıdalar, yerli tohum konularının da içinde olduğu. 

Bu listeyi günlük yaşama uygulamak da bir o kadar zor. 

Yapılan son çalışmalar, barsakların ikinci beyin olarak işlev gördüğünü, kendine özgü bir işletim sisteminin olduğunu ortaya koymuş durumda. Henüz çok yeni bir çalışma alanı olduğu halde ilgi çekici sonuçların alındığı ve çok fazla yeni sorunun ortaya çıktığı bu çalışma alanını Anadolu Meraları yakından takip ediyor. 

 

BİLGİYE SERBEST ULAŞIM İLKESİ: Kaynağını bildiğimiz gıdalar 

Eğer kendi gıdamızı üretmiyor ve gıda üretimi konusunda yeterli bilgiye sahip değil isek yukarıdaki diğer ilkeleri ölçüp değerlendirmemiz oldukça zor ve karmaşık. Bu nedenle büyük çoğunluk, bir sertifika güvencesinde olan veya tanıdık bir kaynaktan alıyor dahi olsa içeriğinde gerçekte ne olduğunu bilmediği, sadece dış görünüşüne bakarak gıda olduğunu zannettiği ürünleri tüketiyor. 

Anadolu Meraları, gıda üretimindeki en büyük kayıp halkanın gıdanın sofraya gelene kadar geçirdiği yolculuğun detaylarını bilimsel analizlerle ve açık şekilde paylaşımı konusunu önemser, bu konudaki yaklaşımını yaşama geçirebilmek için fiziksel ve felsefi araçlar üretir, edindiği bilgi ve deneyimi analiz ederek eğitimler, makaleler, raporlar, duyurular ve toplantılarla değişik kitlelerle paylaşıma açar.